Sanat; müzik, tiyatro, resim, şiir, sinema denince herkesin aklına mutlaka hayatlarında önemli yer alan isimler gelir, birbirini tanımayan ama kalpten bağlı olduğumuz, çoğu zaman örnek almaya çalıştığımız insanlar. Bir şarkı bir ömür söylenir bazen; bir şiir kalbe bir kere kazınır çıkmaz; bir oyunda duyduğunuz replik hayat dersi olur, ömrünüz boyunca ayrılmaz fikrinizden… Böyle değerlidir sanat ve böyle kuvvetli bir bağ ile birleştirir insanları. Üstelik öyle güçlüdür ki toplumları bile iyileştirir. Neden mi iyileştirir? Hasta mıyız ki? Ne yazık ki uzun zamandır hastalıklı yaşıyoruz, nereye varacağımızı bilmeden, bitmek bilmeyen bir kabusun peşinden sürüklenip gidiyoruz. Eşitsizlik ve adaletsizliğin dört bir yanımızı kuşattığı bu çağda gördüğümüz kötü bir rüyadan uyanmayı bekliyoruz. Mamafih, kabus bitmiyor. O kadar çok görmezden, duymazdan, bilmezden geldik ki neredeyse bir çok güzelliği yok ettiğimiz  gibi sanatı da yok etme noktasına vardık. Velhasıl sanatı olmayan toplumlar yok olmaya mahkûmdur diye bir söz vardı, bu sözü hatırlayan var mı? Ne yazık ki sanatın bütün dalları büyük sıkıntılar içinde lakin, bu yazıda müzik ve müzisyenlerin sıkıntılarını bir nebze dile getirmeye çalışacağım. 

Sanat ve sanatçı kimdir? Sanat ne için yapılır? Halk için mi? Bireysel mi? Sanatçıların toplumsal gelişimdeki görevi nedir? Bu sorular çok tartışıldı, birçok farklı yanıtlar oldu, geldiğimiz nokta ise sanatın da yozlaştığı, popülist kültürün içinde hızla tüketildiği; toplumsal uyanışlar yaratmak yerine, bilinçli olarak başka hayatlara (zenginliğe) özendiren, içi boşaltılmış hiçbir değer taşımayan işler görüyoruz. Öyle ki, adına “sanat” demek güç, samimiyetle yapılsa bir nebze bağrımıza basacağız lakin “tutacağı” bilinerek yapılan işlerle karşı karşıyayız, adına ne diyeceğimizi bilemiyoruz.

Öte yandan, bu tüketimin dışında büyük bir özveri ve çaba ile, bu yolda bıkmadan usanmadan yürüyen sanatçılar var. Yürüyen dediğime bakmayın, emekleyen desem daha doğru olur. Ne yazık ki, sanatçıları yok etmek için başta sanat alanları yok edildi, konser salonları, tiyatrolar, sinemalar kapatıldı. Telif hakları konusuna hiç girmeyeceğim, üreten insanların ürettiklerinden kazandıklarını duysanız şaşarsınız!

Gelelim o çok sevdiğimiz sanatçılara; gecesini gündüzüne, haftasını aylara katarak ürettikleri emeğe; üzerinde aylarca durulmuş, büyük bir titizlikle kelime kelime, cümle cümle çalışılmış değere… Yani, diyeceğim o ki üç beş kurs görmeyle, bir iki şarkı-türkü söylemekle, bir kaç etkinlikte boy göstermekle sanatçı olunmuyor, büyük bir emek ve yıllar süren bir yolculuk gerektiriyor. Kim bilir izlediğiniz bir oyuna kaç yıl emek verilmiş? Dinlediğiniz bir şarkı kaç defa süzgeçten geçirilmiş, demlenmiş? Şair olmak öyle kolay iş mi? Başta müthiş dil bilgisi gerektirir, bunu bilmeden kim kendisine şair diyebilir? Kelimeler sadece kelime değildir anlayana…

Bir düşün peşinden koşmazsa sanatçı olamaz kimse, belki de bir çoğu sen, ben, bizler için yaşanılası bir dünya yaratmayı düşlüyor, bu öyle büyük bir düş ki her şeye rağmen onları ayakta tutuyor. 

Düşler ve gerçekler arasında uçurumlar olduğu gibi sanatın ve sanatçının da büyük sorunları var. Birçok toplumsal örgüt dahil sanatın varlığını, ehemmiyetini, sanatçının değerini yeni yeni algılıyor, fakat değeri fark etmek ile bir şeyler yapmak birbirinden ayrı konular. Sanat ve sanatçılar tükenmek üzere. Kendi çabalarıyla bir şeyler yapan ve karşılığında geçinemeyen sanatçılar neredeyse açlık sınırında yaşıyor. Bu ayıp değil! Onurunu, gururunu yitirmek en büyük ayıp. Gerçek sanatçıların bir duruşu vardır, bedel ödemek gerekirse o bedel ödenir ama o duruştan taviz verilmez. 

Kim inkar edebilir, ölü seviciyiz. Bildiğimiz-sevdiğimiz bir sanatçı -hatta artık bilmediğimiz de olabilir, yeter ki dostlar mecliste görsün- öldüğünde sosyal medya ağlarında fotoğrafını paylaşmak için yarışır hale geldik, oysa yaşarken onu var etmeyi bir türlü başaramıyoruz. Ardından “ah vah” etmek ise pek kolay! 

Peki? Yaşarken sevdiğimiz sanatçıları nasıl var edebiliriz? 

Aslında çok basit. Bunun hala bir kaç yolu var. Sanatçılar büyük bir özveriyle basılı medya üretebiliyorlar. Bir albüm CD’si almanız sanatçılara büyük destek oluyor. Buna vaktiniz mi yok? Dijital platformlardan eserleri satın alıp da destek olabilirsiniz. Dijital platformlar basılı medyanın yerini tutmuyor, alışılmıyor dediğinizi duyar gibiyim. O halde alıştığınız ve size hiçbir külfet getirmeyen bir yol daha var onu söyleyeyim. Youtube…

Uzun zamandır fazla ciddiye almamakla beraber “youtuber” diye bir kavram duyuyorum, açıkçası hiç merak edip bakmamıştım -ki benim de pek aktif olmasa da bir YouTube hesabım var- bir zaman evvel bu kanalın ehemmiyetini anlayınca biraz bakayım dedim. Gördüğüm kadarıyla bir çoğu zerre sanattan anlamayan, içi bomboş, tabiri caizse duygusuz ruhsuz, zenginliğe, lüks arabalara, saçma sapan ilişki biçimlerine özendiren kanallar. İyi şeyler yok mu? Elbette var ama milyon tıklanan bilgili, kaliteli, emekle yapılmış işler değil. Gelelim asıl mevzuya, bu insanların milyonlarca aboneleri var ve oturdukları yerden kazandıkları parayı tahmin dahi edemezsiniz. En azından ben edemem! Haksızlık, adaletsizlik her yerde olduğu gibi burada da karşımıza aleni çıkıyor. 

Bu denli eşit olmayan bir kazanç karşısında, umut hiçbir zaman eksik değil diyerek bir şeyler yapılabilir. Bir tık ile birçok şey değişebilir. 

Şu zor günlerde YouTube’a girip sevdiğiniz sanatçıların kanallarına abone olabilirsiniz, emin olun onlar zaman zaman sizlerden böyle bir istekte bulunurken bile çekiniyorlar, ki istemeyi pek bilmez sanatçılar, onlar engin insanlardır, utanırlar. Youtube kanalında belirli sayıda abone ve dinleme olunca “akmasa da damlar” hesabı sanatçıların da eline aylık bir ücret geçiyor, sahneden başka hiçbir kazancı olmayan sanatçılar için bunun ne kadar önemli olduğunu tahmin edersiniz. Toplumlar güzel günleri düşlemekle kalmayıp bunun olabilmesi için sanatçılarını yaşatmalı, sanatı büyütmelidir ve bu zamanda ancak böyle yaşayabiliyor sanatçılar. 

3 comments

  1. Ancak bu kadar guzel ozetlenirdi yorumuna eline yuregine saglik

  2. Cok tesekkur ederim canan. Cok guzel kafamdakileri yazmissin sanki. Bu donemleri hep birlikte atlatacagiz.

  3. her müzik paylaşımının altına bu yazıyı koymalı. ellerine sağlık yoldaşm.

Bir cevap yazın